Tevhidin Anlaşılamaması ve Demokrasi Bataklığı
Türkiye Cumhuriyeti; demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir.
Sanırım bu ibareyi, siyaset yaptıklarını söyleyenlerden ve devleti yönetmeye çalışanlardan sık sık duymuşsunuzdur.Bu ibarede geçen kavramların hepsi izaha muhtaç olsa da ben şimdilik sadece demokrasi üzerinde durmak istiyorum.
Demokrasi onlar tarafından nasıl tanımlanıyor ilk önce buna bakmak gerekiyor.Vikipedi internet ansiklopedisine şöyle yazılmış:
Demokrasi, tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimidir.
Sanırım bu izaha itiraz eden kimse çıkmayacaktır.O zaman biz Tevhîd açısından demokrasi nedir ve demokrasinin İslâm’da yeri ne olabilir gibi soruların cevablarını bulmaya çalışalım.
Demokrasi, eğer bu izah edildiği şekli ile kalıyorsa bizim buna hiçbir itirazımız olamaz.Çünkü Efendimizden (s.a.s) sonraki Raşid Halifeler (4 Halife) dönemine baktığımızda, onların da bir şura ile seçildiğini ya da önceki halife tarafından atandığını görürüz.Fakat bu yeterli olmamaktadır.Onların tüm halktan biat almışlardır ve kendi yöneticiliklerinin rüşdünü isbat etmişlerdir.Her halde, yönetime geldiklerinde sadece Allâh’ın kanunları ve Allâh’ın kanunlarının en iyi uygulayıcısı olan Rasûlullâh‘ın, sünnetine uygun bir yönetim gerçekleştirdiklerini söylememe gerek yoktur…
Yukarıdaki demokrasi tanımına göre, buna demkrasi demimizde sanırım bir sakınca olmuyor.Yani demokrasi, sadece seçim konusunda bir eleman ise, evet demokrasi şu anda sıkıntı oluşturacak bir kavram değildir.Fakat, bir işin kendisi kadar sonuçları da önemlidir.Eğer bir şeyin kendisi hayr ve hayra vesile oluyorsa o iş yapılır ve yapılmalıdır da.Fakat iş hayr ama, sonucu şer ise, o şey kesinlikle reddedilir.
Galiba demokrasiye de bu açıdan baktığımızda, Tevhîd’e uygun bir bakış açısı oluşturabileceğimizi düşünüyorum.Nasıl mı?İşte şöyle:
Yukarıda demokrasi ile yapılan seçimde -eğer bir hata yapıp bir şeyleri gözden kaçırmadıysak- bir mahzur olmadığını söylemiştim.Bu anlamda, demokrasi hayr kategorosine dahil edilebilir.Çünkü insanların görüşlerine başvurma vardır ve onların isteklerine önem vermek güzeldir.Fakat bundan sonraki adım olan yönetim şekli, demokrasinin hayr mı şer mi olduğunu ortaya koyacak olan kısımdır.
Bildiğimiz gibi, ki yazının başında da belirttim, Türkiye; laik bir devlet anlayışı benimsemiş ve dîni ya da şer’î hukuk, uygulanamaz bir halde algılanır olmuştur.Çünkü laikliğin tanımı, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır onlara göre.Fakat şöyle bir durum var ki, Tevhîd dünyadaki hiçbir alanı ve hiçbir zamanı Allâh’tan ayrı ve bağımsız görmemektir.Türkiye devleti, kendisinin bir İslâm devleti olmadığını, laik olduğunu söyleyerek ve laikliğin dîn ve devlet işlerinin birbirinden ayrı olmasını gerektirdiğini beyan ederek açık bir şekilde ortaya koymuştur.Sanırım Allâh’ın hükmüyle hükmetmemekle ilgili ayetleri Maide Sûresi’nin 44, 45, ve 46. ayetlerini burada tekrar etmeme lüzum yoktur.Sadece şunu belirteyim ki, o ayetleri Tevrat ve İncil ile hükmetmeyenler olarak değil, vahiy ile hükmetmeyenler olarak algılamak gerekmektedir.O zaman taşlar, yerli yerine oturacaktır.
Buraya kadar açıklamaya çalıştığım konudan sonra, Müslümanların bu konuda karşı bir tavır alamamasının çeşitli nedenleri vardır elbette.Mesela bunlardan bazıları; yönetimin baskısından korkmak, kanaat önderlerinin ağızlarından çıkanı kutsal kabul edip aynen uymak, ulema-i sû’ tabir edilen kötü ulmanın teşvikleri ve sairdir.Ama bana kalırsa en önemli sebeb, Tevhîd’in uzun yıllarca arka plana atılması ve Tevhîd kavramının öğretilmesi yerine, bir takım sözleri ağız ile tekrarlama, ya da dîni sadece bir köşeye çekilip namaz kılmaktan veya kimseye karışmamaktan ibaret görmektir.
Bu yüzden, Tevhîd doğru bir şekilde anlatılır ve anlaşılırsa, hem ümmetin vahdeti sağlanacaktır hem de batıl zail olacaktır inşaallâh.Batılın zeval bulup yok olması için, şüphesiz ki kendimizi değiştirmemiz gerekiyor.Çünkü Allâh ferman buyuruyor: “Bir toplumdaki bireyler kendilerini değiştirmezler, Allâh da o toplumun durumunu değiştirmez.” (Ra’d 11)
Efendimiz (s.a.s) de, öyle zannediyorum ki bu ayete danayarak, insanların durumu nasıl olursa öyle yönetileceklerini haber vermiştir.
Sözü daha fazla uzatmadan, bu konuyu başka yazılarımızda da ele almayı sürdüreceğimiz niyetinde olduğumuzu belirtiyorum.Niyet bizden, muvaffakiyeti vermek Allâh’tan…
Ve’l Hamdu Lillâh.

“Tevhidin Anlaşılamaması ve Demokrasi Bataklığı” için 2 Yorum Var
Nisan 21st, 2011 saat: 16:09
önce demokrasinin tanımını değiştirip sonra onu meşrulaştırmak,lafı eğip bükmek değilmidir,
Nisan 21st, 2011 saat: 16:11
demokrasi hakimiyetin ,hüküm koymanın insanalara verilmesidir, tevhid kalesi gibi bir adı olan sitede tevhidin ana kaidesi olan hakimiyet olgusunu bu kada basite alamazsınız.
Yorum Yaz