Tevhîd’in Anlamı ve Mahiyeti

Türkçe’de birlemek şeklinde ifade edilen Tevhîd, Arapça v-h-d kökünden türemiş bir mastardır. Tevhîd sözlükte, bir şeyin bir olduğuna hükmetmek, onu bir olarak bilmek, bir şeyi diğerlerinden ayırarak onu tek kılmak, birlemek gibi anlamlara gelmektedir. Kavram olarak Tevhîd, mutlak anlamda Allâh’ın bir olduğuna, O’ndan başka ilâh bulunmadığına, ortağı ve benzeri olmaktan uzak bulunduğuna inanmayı ifade eder. Tevhîd; Allâh’ı zâtında, sıfatlarında, isimlerinde ve fiillerinde tek kabul etmek; eşi, benzeri, yardımcısı, ortağı, babası, oğlu olmadığına iman edip ibâdet ile de O’nu birlemektir. Yani ibâdeti (kulluğu) O’ndan başkasına yapmamak ve yalnız O’na tahsis etmektir.


Tevhîd, en geniş anlamıyla ‘bir’ Allâh inancının, insanların düşündüğü bütün yanlış ilâh düşüncelerinden uzak bir dünya görüşünün, tek Yaratıcı, tek Rabb tanımanın açıkça ortaya konulmasıdır. Tevhîd aynı zamanda âlemlerin Rabbi Allâh (c.c.) tarafından insanlara gönderilen İlâhî dinin adıdır. İnsanlar ya Tevhîd Dinine, ya da şirk dinlerine inanırlar. Üçüncü bir yol yoktur insanın hayatında. Şirk, nasıl insanların kendi hevâ ve heveslerinden uydurdukları bütün dinleri tanımlıyorsa; Tevhîd de Allâh’ın vahy yoluyla gönderdiği hak dini tanımlar. Tevhîd, hem inanç açısından Allâh’ı zâtında, sıfatlarında ve fiillerinde “bir”lemek, hem de ibâdeti (kulluğu) yalnızca Allâh’a mahsus kılmaktır.


Tevhîd, Allâh’tan başka ilâh olmadığına inanan mü’minlerin, bütün ilgi ve dikkatlerini Allâh’a yöneltmeleri, Allâh’a teslim olmaları, mutlak kudret sahibi olarak O’nu görmeleri, O’nun gösterdiği yolda yürümeleri, O’nun istediği gibi O’na kulluk yapmalarıdır. Tevhîd ehline, yani şehâdet getirip mü’min olanlara; Allâh’ı Tevhîd edip birleyen anlamında muvahhid denilir. Muvahhidler, Tevhîd gerçeğine bu bilinçle yönelirler ve bu bilince göre hayatlarını sürdürürler. Tevhîd ehli, yalnızca “Allâh vardır” demekle kalmaz. Bunu demekle beraber, O’ndan başka ilâh, O’ndan başka yaratıcı, O’ndan başka rızık verici, O’ndan başka hüküm koyucu, O’ndan başka Rabb olmadığına da inanır. İşte bu inanç, Tevhîd Dininin özüdür.


Tevhîd’in Kapsamı: Bilindiği gibi Tevhîd inancı ve İslâm Dini, Tevhîd Kelimesi ile özetlenmiştir. Bu yüzden kim bu ifadeyi inanarak söylerse mü’min olur. Kelime-i Tevhîd, İslâm’a giriştir. İslâm’a girdikten sonra İslâm’a ait ne varsa hepsini peşinen kabul etme duyurusudur. Mü’min, bunları söyleyerek seçtiği dini ve bunun her türlü ilkesini, prensibini kabul ettiğini ortaya koymuş olur. Allâh’la ve diğer mü’minlerle bir antlaşmadır, söz vermedir Tevhîd.


Mü’min, niçin Tevhîd Kelimesini söylediğinin farkındadır. Bütün kalbiyle Allâh’tan başka hiçbir ilâhın olmadığına inanır, bunu diliyle ilân eder ve inandığı şeyin gereğini yapar. Tevhîd veya Şehâdet Kelimesi iki hüküm cümlesidir. Birinci bölümde önce “lâ ilâhe” (ilâh yoktur), sonra da “illâ Allâh” (sadece Allâh vardır), yaygın söyleyişle “Allâh’tan başka ilâh/tanrı yoktur” denilir. Dikkat edilirse inanmanın ilk şartı, bütün ilâhları/tanrıları, ilâh/tanrı düşüncelerini, ilâha/tanrıya benzetilen her şeyi kafadan ve gönülden silmek, sonra da tek Allâh inancını kabul etmektir. Önce nefy, yani reddetme, sonra da tasdik, yani kabul etme söz konusudur. İslâm açısından son derece önemli bir durumdur bu. Çünkü İslâm’ın üzerinde durduğu en önemli mesele, Tevhîd inancıdır. İnsanlar öncelikli olarak bu inancı benimsemekten sorumludurlar. Tevhîd, yaratılışın ve var olmanın en önemli olayıdır; yaratılış amacımız olan sadece Allâh’a kulluk yapma bilincidir.


Tevhîd, aynı zamanda Kur’an’ın üzerinde en çok durduğu konudur. Hz.Muhammed (s.a.s.)’in mesajı, Kur’an’ın öncelikli konusu, insanların şirk dinlerini terkederek, Tevhîd dinini benimsemeleridir. Bu hem fıtrata (yaratılışa) uygun bir seçimdir, hem evrendeki teslimiyete (İslâm’a) katılmadır, hem de dünya ve âhiret kurtuluşudur. İslâm’ın bütün yükümlülükleri, bütün prensipleri, emir ve yasakları; gönüllerine Tevhîd inancı yerleşmiş muvahhidler tarafından hakkıyla yerine getirilir. İnsanlık ailesinin en öncelikli faaliyeti ve meselesi, Tevhîd ile şirk arasındaki seçimdir. Kendi özgür irâdesi elinde bulunan insan, Tevhîd ile şirk arasında kendi isteği ile bir seçim yapacaktır. Yaptığı tercihin, yani seçtiği inanç ve hayat tarzının sonucuna da katlanacaktır.


Tevhîd veya şehâdet kelimesinin ikinci kısmı, Hz. Muhammed’in Allâh’ın rasûlü (elçisi) olduğunu kabul ve ilân etmektir. Bunun anlamı da yalnızca “O, Allâh tarafından gönderilmiş bir elçidir” demek değildir elbette. O’nu Allâh’ın son rasûlü tanıdıktan sonra, O’nunla gönderilenleri, O’nun tebliğ ettiklerini, O’nun dediklerinin doğru olduğunu da kabul etmek demektir. Tevhîd, aynı zamanda O’nun anlatıp uygulayarak gösterdiği yaşama biçimini seçmek, O’nun tebliğ ettiği İlâhî şeriati hayat prensibi haline getirmek anlamına da gelmektedir. O’nu tek önder ve rehber kabul edip O’nun izinden gitmeye çalışmak demektir. Rabbimiz, hükümlerini ve kullarından istediklerini rasulleri aracılığıyla insanlara bildirmiştir. Kelime-i Tevhîdi bilinçli şekilde söyleyen kimse, Allâh’ın hükümlerini kabul ediyor ve o hükümleri hayatına uygulamaya karar veriyor, bu konuda her zorluğa, her çeşit imtihana hazır oluyor demektir.


Tevhîd Kelimesi İslâm’ın giriş kapısıdır. Ancak, bu kapıdan içeri girenler, içeride olan her bir ilkeyi, her bir iman esasını, her bir kulluk şartını kabul etmiş ve pratik hayatta uygulamaya söz vermiş demektir.


Ahmed Kalkan


“Tevhîd’in Anlamı ve Mahiyeti” için 1 Yorum Var

  • 1 Reşat Özdemir Says:

    Tevhîd; evet Allahın birliğini kalben tasdıyk etmek lisanen de ikrar etmektir.Bu kabullenmeden sonra ” bela” sözüne sadıken ;amel işleyip yaşamak,söz söylemek gerekir.Kur’an ve sünneti hayatına ışık,kılavuz seçmesigerek.Bu hal üzre yaşayanlar riyadan ve şirk ten uzak dururlar.Allaha ve Rasûlüne yakîn olurlar. Başka yakîn aramaya ne gerek.Ali imran suresi bir ayette:”Habibim deki (kullarıma)eğer allahı seviyorsanızbana uyun (da) allah da sizi sevsin”Şüphesiz allah bağışlayan ve merhamet edendir” Reşat Özdemir

Yorum Yaz