Terk Edilmiş Bir Kitâb
Kur’ân okumaları yapmadan önce yapmamız gereken ilk şeyi belirtmekle yazımıza başlayalım.Yapmamız gereken ilk şey, terk ettiğimiz Kur’ân’a yeniden hicret etmektir.Zâten konumuz da tam olarak bu; Kur’ân’ı nasıl metruk (terk edilmiş) bıraktığımızı vahiyle okumak ve Rasûl’ün (s.a.s) şikayet ettikleri arasında olmamak için, kendimize dersler çıkarmak…Konumuzla ilgili âyet-i kerimeye geçmeden önce daha önce yaptığımız Kur’ân okumalarını tekrar hatırlatmakta fayda görüyorum:
Çok Okumak Mı, Çok Anlamak Mı?
Allâh’ın Saptırması ve Hidâyet Etmesi
Evet şimdi, okuyup anlamaya çalışacağımız âyeti zikredip, Allâh’ın izni ile, birkaç kelâm etmeye çalışalım.Bizim kelâmlarımız elbette açıklama bâbında değil, sadece anlamaya çalışmak içindir.Kur’ân’ı açıklayabilmek gibi haddimizi aşan bir iddiada olmamız beklenemez ve bundan da Rabb’imize sığınırız.Allâh –subhânehû ve teâlâ- Kur’ân’da şöyle buyuruyor:
“Ve (o hesab zamanı) Rasûl şöyle diyecek: Yâ Rabbî! Benim kavmim bu Kur’ân’ı -devri geçmiş zannederek- terk edilmiş bir şekilde bıraktı.” (Furkân, 25/30)
Düşünün ki Allâh Rasûlü (s.a.s) hesab vakti, bizi Rabb’ine şikayet ediyor.Aman Allâh’ım, ne dehşet verici, ne utanç verici bir tablo!O ânı daha iyi tahayyül edebilmek için, bu âyetten birkaç önceki âyeti okumakta da yarar var.Bu, bizi kendimize getiren bir sarsıntıya vesile olabilir.Biz orayı size havale ediyoruz.
Âyetimize dönecek olursak; belirttiğimiz gibi, gözümüze ilk çarpan şey bir şikayettir.Allâh Rasûlü (s.a.s), Kur’ân’ı terk eden kimselerin ne kadar kötü bir iş yaptıklarını ortaya koymak için, onları Rabb’imize şikayet ediyor.Peki, Efendimizin (s.a.s) şikayet ettiği kimseler, Kur’ân’ı nasıl ve ne anlamda terk etmişlerdi?Bu sorunun cevabını bulduğumuzda, âyeti çok daha iyi bir şekilde anlayabileceğimizi zannediyorum.Âyette de belirtmeye çalıştığımız gibi, Kur’ân’ı terk etmekten kasıt, O’nun devrinin geçtiği zannı ya da O’nu yüzünden –mânâsını anlamadan ve hayata geçirmeden- okumak olmalıdır.Ya da evinde bulunduğu halde, bir kez bile merak edip O’nu açıp okumamak…Zaten O’nu evde bulundurduğu halde açıp okumaya tenezzül etmeyen kişi, O’nun devrinin geçtiğini lisan-ı hali ile gösteriyor demektir.O’nun, Kendisinde ifade edildiği şekliyle, mehcûr (hicret edilmiş, terk edilmiş) bir şekilde bırakılması, başka bir anlamda da Rasûl’ün (s.a.s) O’nu okuyup hayatına geçirdiği gibi yapmamak olsa gerektir.
Bu anlamlardan herhangi birisini tercih edebiliriz.Fakat biz hepsini tercih etmekten yanayız.Çünkü biz O’na; çağı geçmiş gibi davrandık ve evlerimizde süs eşyası olarak kullandık; O’nu yüzünden okuduk ama arkasından her türlü günahı işledik ve Rasûlullâh’ın (s.a.s) O’na ne kadar değer verdiğini ve O’nu hayatına nasıl geçirdiğini unuttuk.Biz böyle yaparak Kur’ân’ı terkettik.Tabî, bu durumda O da bize bir rehber olmaktan, bir pusula olmaktan çıktı.O’nun yön göstermesi olmadığı zaman, Rasûl’ün (s.a.s) önderliği ve örnekliği de bizim için anlamını yitirdi.Çünkü O (s.a.s), tamamen Kur’ân eksenli bir hayata sahibdi.
O Kitâb; içinde aslâ şüphe bulundurmayan, kuru ve yaş olan ne varsa kendisinde yazılı olan, O’na sarılanlar için bir hidayet, rahmet ve şifa kaynağı olduğu halde; biz O’na güvenmedik ve îmânın güven demek olduğunu bir türlü hatırlayamadık.Yine Rabb’imiz Kur’ân’da bizlere demiyor muydu, Kur’ân’ın bir dağa indirilmesi ile o dağın Allâh’a haşyetinden (saygısından) dolayı parça parça olup yarılacağını? (Haşr, 59/21) Yani, taşların birleşiminden oluşan dağlara indirilse durumu böyle olacağı halde, sen ey insan, taştan daha mı taş kesildin ki O sana indirildiği hâlde kılın kıpırdamıyor!En azından tüylerin diken diken olmalı değil miydi?Onu bile beceremedin!
Sözümüzün sonunda, ârif olan anlar deyip şunları da ifade edelim; Allâh Rasûlü’nün (s.a.s) kavminin (ümmetinin) bu dünyada zillette olmasının tek sebebi, Kur’ân’dan hicret edip, O’nu terk etmesidir.Ne zaman ki bu ümmet hicretini Kur’ân’a doğru yapar, işte o zaman hem dünyada, hem de ahirette izzeti bulacak ve Rasûl’ün (s.a.s) şikayet ettiklerinden değil, Allâh’ın razı olduğu ve Rasûl’ün (s.a.s) Cennet’te komşusu olduğu kişilerden birisi olacaktır inşaallâh.Bizim niyazımız, Allâh’ın bizleri bu kimselerden kılmasıdır.
Bu konu, Tevhîd Kalesi ve Suffa Mektebi’nin ortak hazırladığı bir konudur.
Ve’l Hamdu Lillâh.

Yorum Yaz