Kıtâl (Savaş) ve Hayırlı Olan

“Hoşunuza gitmediği hâlde, kıtâl (savaş) üzerinize farz kılındı.Sizin hoşlanmadığınız bir şey sizin hakkınızda hayırlı olabileceği gibi, hoşlandığınız bir şey de şer olabilir.Bunu ancak Allâh bilir, siz bilemezsiniz.” (Bakara, 2/216)


Âyeti okurken tâne tâne ve sindire sindire okumakta çok yarar var.Çünkü insan hatası bol olan bir canlı olduğu ve hakikatlerin hepsini birden anlayamadığı için, Kur’ân; yavaş, sakin ve anlama gayreti içinde okunmalıdır.Tabî okumada gaye anlamak ve hayata dönüştürmektir.


Bu âyetten yaptığımız ilk çıkarım, bir şeyin farz olması için onun ille de hoşumuza gitmesinin gerekmemesidir.Peki hoşumuza gitmeyen bir farzı nasıl yapacağız, diye bir soru sorarsak, ona da aynı âyetten cevab bulabiliriz: Hoşumuza gitmeyen bir şey, bizim için hayırlı olabilir.O yüzden, her farzın hoşumuza gitmesinin gerektiğini düşünmek yerine, bizi bizden daha iyi bilen Allâh’a teslîm olarak -ki İslâm teslîmiyet mânâsına gelir- Allâh’ın istediklerinin tümünün bizim için en hayırlısı olduğuna îmân etmek gerekiyor.Fakat bu, hikmetin araştırılmaması anlamına gelmiyor.Hatta âyetin hikmetlerinin araştırılması, takvâya daha uygun bir davranış olur.Teslîm olmakla, hikmeti aramak birbirine zıt şeyler değil, bilakis biribirini tamamlayan ögelerdir.Zaten gayr-ı müslim insanlar, İslâm dînini seçmeden önce çokça araştırma yapıp daha sonra seçiyorlar, ki Allâh da böyle olmasını istiyor. (Bkz: Bakara, 2/256)


İkinci olarak, savaşın farz kılınması…İlk önce âyet meâlindeki savaş kelimesinin orijinaline bakalım, kıtâl.Kıtâl, Türkçe’de de kullanılan bir kelime olup (kâtil, maktûl gibi), insan hayatını sona erdirmek demektir.Bu âyet açıkça gösteriyor ki, insan öldürmeyi Allâh farz kılıyor.Yani, bu çağda savaş olmaz deyip, cihâdın için kıtâli çıkararak insanları kandırmaya çalışanlar, bu âyetin hükmü ile bir tokat yemiş oluyorlar.Yalnız burada bir fakat/ama/ lâkin bağlaçlarından birini kullanarak hangi insanların katledilmesi gerektiğini açıklamak gerekiyor.Yoksa bu âyeti delil göstererek her önümüze çıkan insanı katletmek gerektiği gibi bir sapık anlayışa kapı açmak istemeyiz.


İlk önce “Zâlimlerden başkasına düşmanlık yoktur” (Bakara, 2/193) düsturunu hatırlamakta yarar var.Ayrıca, Bakara 190. âyette, karşı taraf savaş açmadan siz açmayın emri vardır.Rasûlullâh’ın (s.a.s) ve O’nun ashâbının (r.a.) uygulamalarına bakarsak, insanlara zulmedilmeyen hiçbir belde yakıp yıkmak için kuşatılmamıştır.İslâm fetihlerinin amacı, insanları kula kul olmaktan kurtarıp, Allâh’a kul etmektir ki cahillerin söylediği gibi kılıç zoru ile değil, sadece davet ve çağrı iledir.Yâni kıtâlin amacı, ilk önce Allâh’ın hükümlerini muhafaza etmek, daha sonra insanların haklarını korumaktır.Yoksa kimse kimseye, aklına estiği gibi savaş açamaz, öldüremez; Müslüman olmasalar bile…Bu da gösteriyor ki, insan katletmek sadece savaş ortamında mümkün olabilmektedir.Zaten aksi halde kargaşa çıkar ki, Allâh buna asla razı olmamaktadır. (Ayrıca bkz: Bakara, 2/191 ve 2/11)


Hakkımızda hayırlı olan ve olmayan meselelere, kendi kendimize karar veremeyeceğimizin delili de âyetin son kısmıdır.Madem hayatı yaratan, o hayata şekil ve nizam veren, işleyiş takdir eden Allâh’tır, o zaman hayırlı olan ve olmayanı ancak Allâh bilir.İnsanın, sınırlı bir varlık olması yüzünden, her şeyi bilemeyeceğini, İnsan Her Şeyi Bilebilir Mi?, yazısında izah etmeye çalışmıştık  ve bunun mümkün olmadığını söylemiştik.İnsanın İslâm dînini seçmesi de, Allâh’a teslîm olmasını ve O’na güvenmesini gerektirir.İslâm’ın temel amacı zaten budur.İnsan sınırlı olduğu için çoğu zaman parçayı görür ama Allâh hakikatin tamamını -zaten onu Kendi yaratmıştır- görür ve bilir.Bunun için insana düşen, Allâh’ın bildirdiklerine sarılmak ve kayıtsız şartsız güven duyup yerine getirmektir.Zaten âyetin sonunda “bunu ancak Allâh bilir, siz bilemezsiniz” denmesi de tesadüf değildir.Bu söylenilenin ifade ettiği mânâ, Allâh “her şeyi” biliyor sen ise “çok az şey” biliyorsun, öyleyse Allâh’ın kelâmına ve sistemine tâbî ol, mesajı veriliyor.


Bu, Tevhîd Kalesi ve Suffa Mektebi‘nin ortak işlediği bir konudur.


Ve’l Hamdu Lillâh.


Yorum Yaz