Fâtiha’yı Önce Kendinize Okuyun
“Hiç şüphe yok ki işte bu Kur’ân, en doğru yola yöneltmekte; erdemli ve güzel davranış sergileyenleri, kesinlikle muhteşem bir karşılığın beklediğini müjdelemektedir.” (İsrâ, 17/9)
Kur’ân her sûresi ve âyetiyle, hatta her kelimesiyle insan için bir hidâyet kılavuzudur.O, insanları mustâkîm olan yola, istikamet yoluna iletir.Onun ilk sûresi olan Fâtiha ile günde beş kez “Bizi dosdoğru yola, mustâkîm yola ilet” demekle hidâyeti istemiş oluyoruz.Buradan şunu anlıyoruz ki, hidâyet ve doğru yolda olmak, ancak Allâh’tan istenir ve Allâh da insanlara Kur’ân ile hidâyet eder, insanlara Kur’ân ile dosdoğru ve emîn yolu gösterir.
Allâh’ın dosdoğru yolu gösterdiği/göstereceği insanlar kimlerdir, diye bir soru soracak olsak, bu soruya verilecek en geniş tanım “insanlığın tümüdür” olacaktır.Yâni ölüler de buna dâhil midir desek, bu soruya verilecek kesin ve net bir cevab vardır ki o da HAYIR‘dır.Bunun sebeblerinden bazılarını zikredecek olursak:
1. Kur’ân’ın yani Allâh’ın insanları doğru yola yöneltmesi için ortada bir yol ve o yolda gidecek insanlar lazımdır.Çünkü yol varsa yolcu da gerekir.Eğer yolculuğu tamamlamış kimselere yol göstermeye kalkarsanız, bu gülünç ve abes bir iş olur ki, Allâh bundan kesinlikle münezzehtir.
2. Yukarıda zikrettiğimiz İsrâ sûresindeki âyette, erdemli ve güzel “davranış” sergilemekten bahsediliyor.Bu da yine hayatta olan ve imtihanı devam eden insanların hidâyet bulabileceğini ve Fâtiha sûresinde dosdoğru yolu isteyen insanların da ancak yaşayanlar olabileceğini açıkça isbatlamaktadır.
3. İkinci maddede söylediklerimize binaen, Fâtiha’nın en son âyetlerinde, nîmet verilen kimselerin yoluna iletilmek, gazâba uğrayan ve sapıtanların yolundan olmamak du’âsı vardır.Bu du’a, ölülerin hiçbir işine yaramayacaktır, beşinci maddede açıklayacağımız üzere ölüler için hesab vermek vardır, onların gittikleri yol rûhlarını teslîm etmeleri ile beraber sona ermiştir ve varacakları menzile varmışlardır.
4. Yine Fâtiha sûresinde “Yalnız Senden yardım isteriz, çünkü kulluğumuz yalnız Sanadır” demekteyiz.Allâh’a kulluğun yapılacağı ve O’ndan yardım isteneceği yer şüphesiz ki imtihan meydanı olan bu dünya hayatıdır.
5. Âhiret bir yardım isteme yeri değil, hesab görme yeridir.Yine bunu Fâtiha sûresinden öğreniyoruz; “O, hesab gününün hâkimidir.” Fâtiha, bir hidâyet du’âsı olduğu için, hem dosdoğru yola gitmek isteniliyor hem de Allâh’ın hesab soracağı belirtiliyor.Yani biz Fâtiha’yı okumakla şöyle demiş oluyoruz; Allâh’ım, sen bize hidâyet et ve doğru yolu göster ki âhirette yakasına yapışılıp da hesab sorunlardan değil, senin rızanı kazanıp Cennet’ine giren kullarından olalım, çünkü sen Rahmân (Zâtınla rahmet eden) ve Rahîm’sin (fiillerinde merhametli olan).Dikkat edin, bu du’â ancak bu dünyadakilerin işine yarayabilir.
6. Şüphesiz ki Kur’ân, hayata yön veren bir kılavuz olarak gönderilmiştir.Dolayısı ile, onunla amel etmeyen/edemeyecek durumda olan kimseler için bir değer ifade etmez.
Tüm bu maddelerdeki açıklamaların sonucu olarak, Fâtiha’yı ilk önce kendimize okuyarak ama doğru bir şekilde okuyarak işe başlamalıyız.Eğer onu kendimize doğru bir şekilde okur ve anlarsak ve yaşarsak, işte o zaman ölülerimize de faydası dokunacak hayırlı işler yapabiliriz.Ama onu sadece mezarlıklarda tekrarlanan sözcükler mecmuası olarak algılarsak, Fâtiha ne ölülere bir fayda sağlar ne de size bir faydası olur.
Vefât edenler için yapılacak en iyi şeyler, onlar için tevbe-istiğfâr etmek ve eğer yaptıkları hatalar varsa onları fiilî olarak da düzeltmeye gayret etmek; onların malları varsa onlar adın infâk etmek ya da vakfetmek; evladların hayırlı bir hayata sahib olarak onların amel defterine katkıda bulunması ve sair gibi bir çok örnek verebiliriz.Ama Kur’ân, ölülere değil canlılara hayat vermek ve rehber olmak için gönderilmiştir.Kur’ân’ı bu şekilde ve bu gözle okumak du’âsı ile…
Ve’l Hamdu Lillâh.

Yorum Yaz