Embriyonun Gelişimi

Sanıyorum embriyonun ne olduğunu görüntüden de az çok anlamışsınızdır.Ama yine de kısa bir bilgi vermekte fayda var.Embriyo, canlılardaki yumurta ve sprem hücrelerinin birleşmesi ile oluşan yeni canlının ilk dönemine verilen isimdir.Terim olarak, zigotun bölündüğü zamanla, gelişim basamağının başka basamağa geçmesine kadar olan ilk zamanlarını anlatmak için kullanılır.
Dikkatlerinizi bir noktaya çekmek istiyorum.Yumurta ve sperm hücreleri, sadece insanlara has hücreler değildir.Çoğu canlı, bu hücreler sayesinde neslini devam ettirir.Yani erkek canlıdan gelen sperm hücresi, dişi canlıdan gelen yumurta hücresi ile birleştiğinde, ortaya o türden yeni bir canlı çıkması için embriyo dediğimiz hücre oluşur.Fakat embriyoların ilk hallerini birbirinden ayırmak imkansızdır.Yani, bir embriyonun insan mı yoksa başka bir canlı mı olduğunu anlamak için zamana ihtiyaç vardır.Biyolojide bu şöyle açıklanır:
Canlıların embriyolojik gelişimleri sırasında; önce aleme ait özellikleri, en son ise türe ait özellikleri ortaya çıkar.
Yani canlılar sınıflandırılırken, en başta alem ve arada 5 sınıf ve en son da tür olmak üzere 7 isimle sınıflandırılır.Bunlardan en geniş olanı alem, en dar olanı ise türdür.Yani biyoloji diyor ki, biz canlıları sınıflandırıyoruz ama, onların hangi canlı olduğunu anlamak için biraz zaman geçmesi gerekiyor.Embriyolojik dönemde, bu canlının insan mı hayvan mı olduğunu kestirmemiz imkansız.Belki teknoloji gelişip, en ince ayrıntısına kadar inceleme imkanları ve embriyonun ilk döneminde hangi canlı olduğunu tespit etmeleri mümkün olabilir.Fakat, o embriyolojinin görünümün ortak olması ve daha sonra zamanla kendi türündeki canlıya benzemesi, bir gücün eli iledir.Çünkü güç olmazsa iş olmaz.
Bilim adamlarının bu işte bir yaptırımlarının olması, bir dahil olma durumu söz konusu değildir.Onlar, kendileri de itiraf ettiği gibi, sadece onları inceleyip sınıflandırıyorlar, yani onlara isim takıyorlar.İnceledikleri canlıların da böyle bir işe güçlerinin yetmeyeceğini zaten söylüyorlar ve bu da açıktır.Bazıları bu oluşumları tesadüf tanrısına verirken, bazıları da bir yaratıcı olduğunu kabul ediyor.Biz durumu Tevhîd açısından ele almaya çalışalım.
Şüphesiz ki, kainatta bir Tevhîd söz konusudur.Gördüğümüz gibi, Allâh bir şeyden her şeyi yaratabiliyor.Dolayısıyla, Allâh’ın bir ve denksiz olması lazım geliyor.Çünkü bu müthiş ve karmaşık (karmaşıklık kaos ve anarşi değildir) düzen, büyük bir ilim ve güç gerektiriyor.Şüphesiz ki, Allâh’ın insanı yaratışı pek çok kez Kur’ân’dan ayetlerle kanıtlanmıştır.Ama bu kanıtlamalar çoğu zaman sonuç vermemiştir.Çünkü Kur’ân’ı ve Allâh’ın gücünü, bilim ile kıyaslamışlardır bunu yapanlar.Hâşâ, Allâh bilim karşısında aciz değildir ki bir kıyasa tabi tutulsun!Allâh, sonsuz ve mutlak ilim sahibidir.Allâh, insanların neyi bilmesini istiyorsa, sadece onu bilebilirler.Dolayısı ile, insan -iman etsin veya etmesin- nasıl Allâh’ın mahluku ve kulu ise, bilim denen olgu da Allâh’ın mahlukudur, O’nun yarattığı bir şeylerden bir “şey”dir.Çünkü Allâh, “kulli şey’in kâdir”dir (her şeye gücü yeten).Şimdi, bir kez daha, bunları bir arada düşünerek, şu ayetleri hep birlikte tefekkür edelim inşaallah.Sözün bittiği yerde, ancak vahiy konuşur (Mu’minûn Sûresi):
“Doğrusu Biz insan türünü bir nevi konsantre balçıktan yarattık. (12) Epey sonra onu, karar kılacağı (rahimde) yer tutan bir hayat tohumu kıldık. (13) Daha sonra o hayat tohumundan döllenmiş hücreyi yarattık; hemen sonra döllenmiş hücreden cenini yarattık ve ceninden sonra da kemikleri yarattık; en sonunda kemiklere kas giydirdik; sonuçta, onu bağımsız bir varlık olarak inşâ ettik.İşte, her şeyi en güzel şekilde yaratan Allâh’ın şânı böyle yücedir. (14)”

Yorum Yaz